İNTİKAM: V FOR VENDETTA

tarafından
64
İNTİKAM: V FOR VENDETTA
Merhaba Arkadaşlar,
Geleceğin İngiltere’sinde geçen filmde terör olaylarında büyük kayıplar verdikten sonra kurtuluşu baskıcı bir yönetimde bulan İngiliz halkının uyanış öyküsü anlatılmaktadır. Film, V’nin Evey’i kurtarması ile açılır. Sadece kapalı devre TV yayını yapılan İngiltere‘de yayıncı kuruluşu basar ve bir sonraki sene 5 Kasım’da her şeyin değişeceğini ve onun gibi düşünen herkesin sonraki sene 5 Kasım’da Parlamento Binası’nın önünde toplanmasını ister.
Filmde bir yandan bir sene içinde halkın uyanışına, yönetimin gerildikçe baskıyı arttırmasına, özgürlük için gerekli temellerin atılmasına, dedektif Finch‘in V’nin ve despot rejimin sırlarını araştırmasına, diktatörlüğün doğuşu ve gelişmesine tanık olurken; diğer yandan Evey’in V’yi ve kendini tanıması, yönetimin kişisel yaşama saldırısı, özgürlüklerin korkulara kurban edilmesi anlatılmaktadır.
5 Kasım tarihinden bahsedilirken aslında tarihe bir atıfta bulunulur. Guy Fawkes 5 Kasım 1605 tarihinde İngiltere Parlamento Binası’nı yıkmak üzere ekibiyle birlikte bir girişimde bulunur. Fakat başarılı olmaz ve vatan haini ilan edilerek ekibiyle idam edilir. Hatta İngilizler 5 Kasım gününü Guy Fawkes Günü olarak kutlarlar. Filmde V, Guy Fawkes’in 400 sene önce yapmak isteyip yapamadığını yapmaya çalışır ve parlamento binasını yıkmak ister. V nin taktığı maskede Fawkes’in yüzünü temsil etmektedir. V, dışarıdan bakıldığı zaman mutlu görünür. Fakat içeriden bakıldığında hiçte mutlu değildir. Çünkü zamanında kimyasal ilaçlara maruz kalıp değişim geçirmiştir ve hastanede yaşanan patlama sonucunda vücudunun tamamı yanar. V’nin film başından beri taktığı maske aslında kendisinin personasını oluşturmaktadır. Persona, kişilik maskesi anlamına gelir yani bir anlamda çift kişilikli olma durumudur. V’nin maske ardındaki yüzü ile maskeli yüzü aslında farklı insanlardır. V bunu Evey ile sokakta karşılaştığı ilk sahnede açıklamaktadır.  V, Evey’e kendi “sıradan” lakabını söylemeyeceğini onun yerine diğer karakteri olan “Dramatis Personası” nı anlatacağını söyler. Bu da onun çift karakterli olduğunu bize gösterir. V, aslında bir anti-kahramandır. Filmde kötü biri olarak görülse de aslında  yaşadığı toplumun iyiliğini isteyen ve bu doğrultuda çalışmalar yapan bir kahramandır. Çünkü yaşanılan toplum totaliter bir düzenle yönetilir ve bu düzen zamanla faşizme doğru kaymaktadır. İngiltere’nin başında olan kişi Sutler’dır. Sutler karakterine bakıldığı zaman bu karakter gerçek hayattaki 2 kişiye benzetilebilir. Birincisi Almanların diktatörü Adolf Hitler.
Sutler karakterinin Hitler’e benzeme nedeni ise isim benzerliğinin olması, toplumun Hitler döneminde olduğu gibi faşizmle yönetilmesi ve filmin içerisinde bazı noktalarda gösterilen gamalı haçlardır. Gamalı haç, Nazi’lerin simgesini oluşturmaktadır. Sutler karakterinin benzediği diğer bir kişi ise zamanında İngiltere’de liderlik yapmış olan Margaret Thatcher‘dır. Sutler karakteri filmde Muhafazakar Parti’nin başında olarak görülür. Aynı şekilde Thatcher’da liderlik yaptığı dönemde Muhafazakar Parti’nin başındaydı. Ve bu iki ismin devleti yönetme şeklide birbirine benzer. Kaos içerisinde yaşanan bir ideoloji olarak adlandırılabilir. Sutler, faşist bir yönetim gösterirken, Thatcher’da bu yönetiminden dolayı “Demir Leydi” lakabını almıştır. Faşizm kavramı Antik Roma döneminde ortaya çıkmıştır fakat ilk olarak İtalyan lider Benito Mussolini tarafından bu isimle adlandırılmıştır. Faşizmle yönetilen bir toplumlar özgürlük açısından daha kısıtlıdır ve liderleri ne diyorsa toplumda onu yapmakla mükelleftir. Eğer kişi verilen emirlere karşı itaatsizlik ederse lider tarafından cezalandırılır.Örneğin filmde bulunan Deitrich karakteri burada itaatsizliği simgeler. Yaptığı şov programında ülkenin diktatörü Sutler ile dalga geçer (yani ona itaatsizlik yapar) ve yaptığı bu hareketin cezasını canıyla öder. Çünkü faşizmle yönetilen ülkelerde liderlere yapılacak olan itaatsizliğin tek çözümü ölümdür. Filmdeki Sutler karakteri aynı zamanda Big Brother‘ın ta kendisidir. Big Brother, George Orwell‘ın 1984 romanında yer alan, Okyanusya’yı her yere kurduğu kameralarla sürekli takip eden ve ideolojini sürdürmek adına halkına sürekli zulmeden bir diktatördür. Big Brother ilhamını Jeremy Bentham‘ın ortaya çıkarmış olduğu bir hapishane modeli olan Panopticon’dan alır. Panopticon‘daki gözlemciler her açıdan mahkumları görebilmektedir fakat mahkumlar bu gözlemcileri asla göremezler.
Filme bakıldığı zaman sokakların her tarafında küçük kameralar ve hoparlörler olduğu görülmektedir.Sutler kameralarla toplumu takip ederken, hoparlörle de sokağa çıkış yasağı olup olmadığını halkına bildirir. Bu da toplumun sürekli izlendiğini ve rahat hareket edemediğini bize göstermektedir. Sutler’ın ekibiyle birlikte toplantı yaparken büyük bir ekranın karşısında olması ve miting meydanında insanlara karşı Hitler gibi konuşması onun bir Big Brother ve faşist lider olduğunu bize kanıtlamaktadır. V ise bu duruma karşı çıkan ve halkını kurtarmak isteyen bir özgürlük savaşçısı modelini çizmektedir.
  V For Vendetta içerisinde distopyayı anlatan bir filmidir. Distopya, kötü dünya düzenini simgelemektedir. Ütopyanın anti tezini anlatır. Ütopyada güzelliklerden bahsedilirken distopya da dünya düzeni hiçbir zaman eskisi gibi olmaz ve dünya sürekli kötüye gider. Distopya daha çok otoriter-totaliter toplumda görülür. Kavram ilk defa felsefeci John Stuart Mill tarafından kullanılmıştır. Distopik toplumların başından kötü senaryolar hiçbir zaman eksik olmaz. Bu senaryo bazen dünyanın sonu olurken, bazen de toplumu olumsuz yönde etkileyecek olan kimyasal bir zehirlenme olabilir ( V For Vendetta‘da olduğu gibi ) Geleceğin arzu edilenin dışında olacağını ve sürekli kaos ortamının hakim olacağını anlatır. Nitekim film içerisine bakıldığı zaman hiçbir şey olumlu yönde gitmez tam tersine tüm olumsuzluklar arka arkaya gelir. Film içerisinde dinlere de göndermeler yapılmaktadır. Ama buradaki din anlatısı yobazlaşma üzerine kuruludur. Film içerisinde bulunan ve diktatör Sutler’ın en yakın adamlarından biri olan Lilliman karakteri bir papazdır ve Hristiyanlığı temsil etmektedir. Fakat bu papaz yobazlaşmıştır. Çünkü dışarıya her ne kadar iyi görünse de aslında sapık bir insandır ve genç kızlarla birlikte olur. V ise onun işlediği bu tacizcilik suçundan dolayı onu öldürür. Film içerisinde İslam’ a da göndermeler yapılmaktadır. Dietrich karakteri  Evey’e evini gezdirirken evin gizli bir bölümünde 400 yıllık Kur’an ile karşılaşırlar. Evey ona ” Sen Müslüman mısın?” diye sorduktan sonra Dietrich ona ” Fikirleri sevmek için illa Müslüman olmam gerekmez” yanıtını verir. Burada karakterin İslam’a karşı bir sempatisi olduğunu anlarız. Fakat bu karakteri ölüm sebebi de evinde bulunan Kur’an dır. Yani burada İslam sevgisi ve karşıtlığı bir arada verilmektedir ve bu kavram “Oryantalizm” olarak adlandırılır. Oryantalizm kelime anlamı olarak “Batının Doğuya bakışı” anlamına gelmektedir. Ama bu bakış iyi değil kötü bir bakıştır. Daha çok küçümsemeye yöneliktir. Oryantalist bakış açısına göre Batı, hristiyan, daima gelişmiş, uygar, medeni ve en ciddi sorunları bile kolayca aşabilecek derecede güçlü bir yapıdır. Bu görüşe göre Doğu ise Müslümanlığı temsil eder, daima zayıftır ve batıya boyun eğmek zorundadır. V For Vendetta filminde Deitrich karakteri bu anlamda doğuyu yani Müslümanlığı, onu öldüren zihniyet ( Sutler ve adamları ) ise batıyı yani Hristiyanlığı temsil etmektedir.  Oryantalizm, Orient ve Occident’tan oluşur. Orient, Doğu’dur ve sürekli batıya bağımlıdır. Batı ise Occident’tır ve sürekli doğuya hükmeder.
  V For Vendetta, şiddet ve iktidar kavramlarını yeniden gözden geçirmemize neden olmaktadır. Filmin henüz ilk sahnelerinde Evey, sokakta kolcular tarafından yakalanır ve tehdit edilir ve sonra V tarafında kurtarılır. Alman yazar Walter Benjamin‘in şiddet teorisine göre polisler toplumu koruyucu konumdadır ve yeri geldiği zaman öldürme yetkisine de sahiptirler.
Bu yasal bir durumdur. Teoriye göre polis yasa koyucudur çünkü tüm hükümler için hak iddiasında bulunabilir. Aynı zamanda yasa koruyucudur çünkü hak iddia ettiği tüm yükümleri korumakla mükelleftir. Böylece polis, hiç bir yerden emir almadan sırf kendi inisiyatifini kullanarak güç uygulayabilir. V For Vendetta’da Evey’i sıkıştıran sivil polislerin sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen teoride bahsedilen inisiyatifini kullanıp güç uygulayabildikleri görülmektedir. Burada Benjamin polisten bahsederken filmde kolcular polislerin görevlerini üstlenmiştir. Diktatör rejimin kolcuları sokakta rejimin ideolojisini temsil eder. Onlar bilirler ki kimse yaptıklarından ötürü onlardan hesap sormaz. Onlarda dilediklerini yaparlar yani bir nevi ( Walter Benjamin’in de dediği gibi ) yasa koyarlar. işin iktidar kısmına gelecek olursak burada kurulan iktidar biyolojik bir iktidardır. Yani toplumun bütün bireyleri tek tek zapt edilir. Bu kavrama Biyoiktidar denir. Felsefeci Michel Foucault’a göre iktidar sahipleri ( yani Sutler ve ekibi ) insanları çeşitli yollarla ( deney gibi ) bedenlerini kontrol altına almaya çalışırlar. Nitekim film içerisinde de insanların üzerinde yapılan deneyler gösterilmektedir ve hatta filmde bir patlama sonucunda V’nin bütün vücudu yanmıştır. İşte film içerisinde de bu tarz deneylerin yapılma sebebi bir virüsü engellemek değil tamamen egemen ideolojiyi yaymaya çalışmaktır. Bu durum zamanla “Organik İktidar” kavramını oluşturmaya başlar. Bu kavrama göre devlet beyni, çalışan kesim ise kollar ve bacakları temsil etmekteydi. Biyoiktidar teorisinin temelinde “birey devlet için bir denektir ve devletin arzuladığı kalıpların dışına asla çıkamaz” yatmaktadır.
  V For Vendetta distopik bir film olmakla birlikte aslında bir uyanışın öyküsüdür. Filmin sonunda 5 Kasım gecesinde tüm insanlar V’nin çağrısına uyar ve yüzlerine taktıkları maskelerle bir devletin uyanmasına neden olurlar. Ve o gece Guy Fawkes’ın 400 yıl önce yapmak istediği şey gerçek olur ve Parlamento Binası yerle bir edilir. Artık İngiltere’yi o günden sonra çok daha güzel ve aydınlık günler beklemektedir. Yani V’nin de film içerisinde sıkça bahsettiği o durum gerçekleşir: “Özgürlük! Sonsuza kadar!”