Fazla Hassas..

tarafından
136
Fazla Hassas..

Bugün “hassas” bir konuyu yazmaya çalışacağım…Hayatın o kadar ince esprileri var ki bundan tam 1 yıl önce zorluklar yaşarken 1 yıl sonra düşen yapraklar çok şükür tekrar yeşeriyor. Yorgun bir gülümseme, hoş ve güzel… Her neyse konumuz bu değil. Konumuz “hassas” bir konu. Konu “hassas” olduğu için biraz yanlış anlaşılmaya da açık bir konu. Umarım düşüncelerimi doğru bir şekilde anlatabilirim. O zaman başlayalım.

Son yıllarda çok fazla hassas ve kırılgan bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. Basın ve sosyal medya sayesinde hayattaki çok acı gerçekler ile yüzleştik. Yazmaya bile çekindiğim bir sürü acı haber izledik yıllarca. Terör, siyaset, tecavüz, kriz vs. vs. Bu haberleri basın bize öyle bir servis etti ki bu problemleri yaşayan tek ülke biziz sandık. Ülkesinden nefret eden, tiksinen ve tek hedefi avrupaya kaçmak olan bir nesil yetiştirdik. Belki de bu tür negatif olaylar her zaman vardı ancak sosyal medya sayesinde daha çok gün yüzüne çıkmış da olabilir. Bu olaylar yüzünden pozitif gelişmelerin perdelendiği de ayrı bir gerçek. Peki neden bunları anlatıyorum? Bunun sonucu ne?

Tüm bunların sonucunda hassas bir toplum olduk. Aşağılık kompleksi yaşayan, özgüvensiz, aşırı kırılgan ve birbirine güvenmeyen bir topluma dönüştük. Zaten duygusal bir toplumduk. Ekstra duygusal olduk. Aşırı duygusallık çok zararlıdır. İnsanın aklı bulanıklaşır ve gerçeği göremez olur. Aşırı duygusal insanlar, önemsiz ayrıntıları fazla büyütür, geriye çekilir, özgüveni düşüktür ve çözüm üretemez. Bu yüzden üzerimizdeki bu aşırı hassas tutumu atmamız gerekiyor. Daha iyi anlaşılması açısından somut bir örnek ile açıklamak istiyorum. Sokakta gördüğüm sevimli çocuğa gülümseyip hediye veremiyorsam fazla hassaslaşmışız demektir. Yaşlı bir teyze, poşetlerinin taşınmasına izin vermiyorsa fazla tedirginiz demektir. Karşı cinsten yabancı birisine merhaba diyemiyorsak veya azınlık gruplarının hepsini vatan haini olarak görüyorsak ortada büyük bir yanlış var demektir.

Bir diğer konu olarak toplum yararına çalışan birçok sivil toplum kuruluşlarımız oluştu. Halkın farkındalığının artması açısında önemli çalışmalar yapıyorlar. Ancak maalesef bazıları bu konuda da aşırıya kaçabiliyor. Türkiye’deki çok büyük bir oranın iyi niyetli insanlar olduğunu düşünüyorum.  Unutmuş olsak bile çok zengin bir kültürümüz var. Kötü niyetli insanların reklamı yapılıyor diye herkesi kötü niyetli sanmak da yanlış bir davranış. Önlemimiz alalım ancak aşırı hassaslığa ve duygusallığa doğru gitmeyelim. Tamamen saf duygular ile yardım etmek isteyip, “acaba yanlış anlaşılır mıyım?” diye düşünen çok fazla insan var. Biraz kalın duvarlarımızı kıralım. Hassas konularda isyan etmek yerine çözüm üretmeye çalışsak daha güzel olur. Basın yoluyla bu konularla karşılaşınca doğal olarak üzülebiliriz ancak acımak yerine destek olmaya çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.

Sürekli somurtmayı bırakıp biraz da güvenmeyi öğrenmek dileğiyle 🙂

Bir hediye… 

Bu konuyla alakalı olduğunu düşündüğüm bir resim buldum. Çok beğendim 🙂 Aslan, aslanlığını yapıyor. Onun vazifesi saldırmak. Bu onun genlerinde var. Yalnız ceylanın duruşuna bakar mısınız? Ne kadar asil ve dik duruyor. Son ana kadar kafası dimdik ve kabullenmiş. Aslana kızabilir miyiz veya ceylana acıyabilir miyiz?